

STRATEJİK SÜRDÜRÜLEBİLİR PROJE YÖNETİMİ
Öncelikle “Sürdürülebilirlik” kavramını ele almak gerekirse; mevcutta elde edilen başarının uzun vadede değişime karşı ivme kazanarak devam etme becerisidir diyebiliriz. Bu yönde şirketler stratejilerini oluştururlarken öncelikle misyon, vizyon ve politikaları ile paralel olmasına dikkat etmelidirler. Alınan stratejik kararlar, değişen iç ve dış faktörlere karşı gerektiğinde manevra yapabilecek esneklikte olmalıdır. Şirketler bu yola çıkarken ise, faaliyet planlarını sadece ekonomik yönden düşünmemeliler, topluma ve çevreye karşı sorumlulukları olduğunu da unutmamalıdırlar. Yani, çeşitli sosyal sorumluluk projelerini desteklemeliler ve yenilenebilir teknoloji ile çevreye karbon ayak izleri bırakılmaması gibi konularda daha hassasiyet göstermelidirler.
Şirketlerin sürdürülebilirlik konusuna tüm perspektiflerden hakim olduğunun göstergesi ise; oluşturulan sürdürülebilirlik stratejilerinin organizasyonun en yukarısından en aşağısına kadar doğru performans göstergeleri ile bağlanmasıdır. Operasyonel iş süreçlerine de yansıyacak olan bu stratejik değişimi hayata geçirmek ancak bu şekilde mümkündür ve bundan en çok etkilenen taraf ise iç paydaşlar yani şirket çalışanları olacaktır. Bunun yanısıra, iç ve dış paydaşlar arasında da ayrıca bir iletişim ve etkileşim kanalı oluşturmak önemlidir.
Şirketlerde sürdürülebilirlik bilincini bu şekilde oluşturup tüm kademelerde yaygınlaştırdıktan sonra, “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİLİĞİ SÜRDÜREBİLMEK” için ise belli periodlarda süreçleri ölçmek ve sonuçları değerlendirmek gerekir. Bu ölçüm, mevcut bulunan nokta ile ulaşılması istenen nokta arasındaki katledilen mesafedir, bir başka deyişle süreçlerin iyileşme hızıdır. Bu sonuçlar, şirket çalışanları ile paylaşılarak bu konudaki hem farkındalıkları artırılmalı hemde çalışanların bu kültürü daha çok sahiplenmeleri sağlanmalıdır. Bu noktada atılacak en etkili adım belki de şirketlerin kendi bünyelerinde “Sürdürülebilirlik Komitesi” kurmak olabilir. Ve bu komitenin SÜRDÜRÜLEBİLİR BAŞARI’ya giden yolda sürekli ilerleyebilmesi için şirketlerin stratejik hedefleri doğrultusunda projeler üretmesi ve bu projeleri doğru bir şekilde yönetmesi ise esastır.
İşte bu noktada “STRATEJİK PROJE YÖNETİMİ” kavramı karşımıza çıkar ve 10 farklı alt yönetim sürecinden oluşur. Amaç; kapsamı belirlenen işi mevcut kaynaklar ile en kısa sürede, en az maliyet ile ve en yüksek kalitede yapabilmektir.
Sonuç olarak, rakiplerimizi arkamızda bırakmak için yenilik peşinde koştuğumuz bir yolda etkin PROJE YÖNETİMİ bize hız kazandıracak olan bir araçtır. Projeler, hemen hemen herkesin hayatının bir döneminde içine dahil olduğu ve bir parçası olarak ek sorumluluklar aldığı geçici görevlerdir. Bu arada, her işe proje denilmesi de doğru değildir, çünkü bir işe proje denilmesi için istenen zaman aralığında belirli kaynaklarla ihtiyacın tam olarak karşılanmasına yönelik yapılan bir çalışma olması gerekir. Amaç ise, değişimi yönetecek olan bir organizasyonun kurulması ve planlanan aksiyonların yürütülmesidir. Bu, başarıyı yakalamak için atılan bir adımdır ancak yapılan araştırmalar başarıyı ararken başarısızlık ile daha çok karşılaşıldığını göstermektedir. Yani, daha ileriye gitmek isterken bulunulan noktadan daha da geriye gidilmektedir. Ve her başarısızlık vakit ve nakit israfıdır. Bunun için, şirketlerde proje yönetiminde başarısızlığın temel nedenlerine karşı bir farkındalık oluşturulmalı ve bile bile hataya düşülmemesi için özellikle aşağıdaki 12 madde göz ardı edilmemelidir.
Proje Yönetiminde Başarısız Olma Nedenleri:
Son olarak, her başarısız projeye farklı açıdan bir kazanım gözüyle de bakılabilmelidir çünkü bir sonraki projede işin nasıl yapılmaması gerektiğini bilmekte, en az nasıl yapılması gerektiğini bilmek kadar değerli olacaktır. Başarısız proje çıktıları, başarılı proje girdileri için en büyük öğrenilmiş derslerdir.